Usulca sokuldu kadın karşısında beliren karanlıktan içeri. Önce eli buluştu karanlıkla, ardında da gözleri... Sıcaklığını hissetti karanlığın ve ıslaklığını hemen sonrasında... Garipsedi birden. Evet; aradığı, hissetmek istediği böyle bir huzurdu işte. Tıpkı şu anda içinde olduğu gibi bir sığınakta hissedebileceği türden bir huzur. Başka hiçbir şeye benzemeyen bu hazzı son hücresine kadar hissetmek için, kapadı gözlerini. Hayatı süprizlerle doluydu. Mesela burası, bu sığınak... Karanlık olmasını bekliyordu ama bu ıslaklık? Anlam veremedi ama her zaman olduğu gibi anın keyfini çıkarmayı tercih etti.
Huzur içini tamamen kapladığında, hafifçe araladı gözlerini, yüzündeki gülümsemeye eşlik etmesini istermişçesine... Ve o anda, yıldızları gördü, karanlığın içinde parlayan... "Başından beri buradalardı aslında!"... Yavaşça dans eden ışıklarını seyretti bir süre. Elini uzattı dokunmak istermişçesine içlerinden birine... Ve yaptı da... Şaşkınlıkla karışık, usulca, elini yüzüne yaklaştırdı parmaklarına bulaşan yıldız tozuna daha yakından bakmak için... Soğuktu ama ona göre asıl tuhaf olan, ıslak olmasıydı. O anda anladı etrafındaki ıslaklığın sebebini, yıldızlardı.
Birden, gözlerinde uzun zamandır hissetmediği bir duyguyu hissetti. Ne olduğunu anlayana kadar, o his, yanağındaki yolculuğuna başlamıştı bile. Yavaşça aşağılara doğru kaydı. Karanlığın içine kendini bırakmasından hemen önce, sanki, gerçekte hayatını sonlandırmak istediği yeri ıskalamışçasına, bir saniyeliğine durup beklemişti o his, dudaklarının kenarında... Mutlulukla gülümsedi ve hissin yolculuğundaki son noktasını aradı gözleri karanlıkta. Orada, hemen yanında, daha önce orada olmayan ve diğerlerinden daha farklı parlayan yıldızı gördü. O anda, anladı. Bir anda herşey; bu sığınak, anlamı, ıslaklık, huzur, sevgi, sıcaklık, acı, anlayış... hücum etti beynine. Usulca, kafasını kaldırarak göğsümden, gözlerime baktı. Gözlerinde yeni yıldızların tohumları vardı. "Ne yaptılar sana?" diye sordu acı içinde. Ona bakıp, her zamanki gibi gülümsedim. Yavaşça elini çekti karanlığın içinden ve gömleğimin düğmelerini ilikledi. Aslında ne yapmaya çalıştığını biliyordum. Beni korumaya çalışıyordu kendimden. Anlamıştı o anda, benim diğerleri gibi yıldızlarımı dışarı çıkaramayıp içimde sakladığımı... O yıldızları görürsem üzüleceğimi düşünüyordu içten içe. Ellerini tuttum ve ona gülümseyerek Hayyam'ın sözlerini fısıldadım: "İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde / Körler onları görmese de, yıldızlar vardır".
31 Ağustos 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
